RADIO

25 Haziran 2010 Cuma

Olmayan Sevgiliye Gerçek Mektuplar 3




Herşeyi unutturan gözleri, masum ifadeleri ve doğal konuşması soldu birgün. Sustu tamamen. Bir iz, bir mektup, bir veda bile dilemeden yok oldu!

Çok kederli ama kederinden iz kalmayacak biriydi sardığında yaralarını. Geçici olsa da bunu hissedip o anın verdiği hazla coşardı. Belki istediği çok birşey değildi ama olmadı. O hayatım da gördüğüm en güzel kokan insanlardan biriydi, konuşurken harfleri yutmamaya çalışması bunun için verdiği savaş ama en sonunda pes edip teslim oluşuydu onu bu denli eşsiz kılan belki. Ya da belki içindekileri bir anda somutlaştırabilecek yakınlığa sahip olması idi.

Çok güçlüydü, yaşadığı binbir zorluğa sadece şu yaşında katlanmış olması bile takdire şayendi. Oturup 30 gün onu izledim, yanına uzanıp ona baktım. Yapabildiğim en iyi şeyi yapıp onu okudum. Birsürü soru vardı gözlerinde, birsürü cevaba aç soru. Hiçbirini cevaplayamadım. Bu sefer anlık haza coşmayacak derece de küçüklükte ki sorularını cevaplayabildim. 5'er dakikalık sevinçlere boğdum ama yetmedi. Yetmezdi de. Unutulabilecek bir yüzüm olmadığını hatırlattı bana yıllar sonra, küsmemem gerektiğini kendime. Fakat içimde ki fırtınanın hiçbir zaman durmayacağını, dinmeyeceğini, sona eremeyeceğini hesaba katmadı. Çok zordu, çok zorluyordu ama başaramaması onun iyiliği açısından en iyi oldu. Her şekilde katı hale getirdim düşüncelerimi karşısında, fakat içinde ki rengarenk inancıyla suladı kupkuru tepkilerimi. Her defasında inceldim yanında, her defasında yüceldim. Bunun benim için ne demek olduğunu ne kadar büyük olduğumu, aslında yıllarca unuttuğum yetilerimi bana tekrar kazandırmaya çalışırken bir kıvılcım da olsa içimde çaktırdığını. Şu küflenmiş ruhumun ne kadar da ölü olmadığını inandırmak üzereydi ki. Kendime dönmeme sebep oldu birşeyler.

Bu anlamda hayatımı, 90 derecelik açıdan 85'e düşürebilmeyi başarmış tek insan diyebilirim kendisine. Oysa her daim gülmek için yaratılmış yüzünün, solduğunu görmek, içime 1000 tane iğnenin aynı anda saplanması demekti. Onu üzen olayları dinlerken gizlice yumruklarımı sıktığımı görmemesi gibi.
Hala önemsiyorum hala çok seviyorum kendisini, fakat artık beni tam anlamıyla anlamış olduğuna daha çok seviniyorum açıkçası.

Yolunun daima açık olacağına inandığım gibi taptaze günlerin onu beklediğine de eminim.

Kendine çok iyi bak! Eminim bunu göreceksin birgün.

Elveda

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder